Dünyanın gelişmiş sağlık sistemlerinde danışmanlık hizmetleri, sektörün ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Özellikle ABD, Almanya, İngiltere ve Hollanda gibi ülkelerde sağlık kurumları, iç işleyişlerini ve stratejilerini şekillendirmek için düzenli olarak bağımsız danışmanlardan destek alır. Bu yaklaşımın merkezinde veriye dayalı karar alma, uzmanlaşmış bilgiye erişim ve dış gözle yapılan analizlerin getirdiği objektif iyileştirme gücü vardır.
Bu kültürün gelişmesinde birkaç temel faktör etkilidir: Öncelikle bu ülkelerde sağlık sektörü tamamen rekabete dayalıdır. Hastaneler ve klinikler, hasta memnuniyetini artırmak ve finansal sürdürülebilirlik sağlamak için sürekli bir iyileştirme ve inovasyon baskısı altındadır. Ayrıca bu sistemlerde yönetim ile tıbbi hizmet sunumu net bir şekilde ayrılmıştır; yöneticiler stratejik kararlar alırken, klinik ekipler hizmet kalitesine odaklanır. Bu ayrım, yönetim danışmanlığına olan ihtiyacı artırır.
Öte yandan Türkiye’de danışmanlık kültürü henüz aynı olgunluk seviyesine ulaşmamıştır. Çoğu sağlık kurumu, dışarıdan danışmanlık alma fikrine temkinli yaklaşmakta veya yalnızca zorunlu durumlarda başvurmaktadır. Bunun sebeplerinden biri kurumsallaşmanın istenilen düzeyde olmamasıdır. Yönetim çoğunlukla hekim kökenli liderler tarafından yürütülür ve bu kişiler, profesyonel yönetim desteğine ihtiyaç duymadan karar alma eğilimindedir.
Bir diğer önemli neden ise danışmanlık hizmetinin “maliyet” olarak görülmesidir. Gelişmiş ülkelerde danışmanlık bir “yatırım” olarak kabul edilirken, Türkiye’de çoğu zaman kısa vadeli düşüncelerle bütçeden ilk kısılan kalem olur. Ayrıca danışmanlık sektörünün Türkiye’de yeterince tanıtılamamış olması ve başarı örneklerinin kamuoyuyla yeterince paylaşılmaması da bu kültürel farkın temelinde yatmaktadır.
Ancak sağlık sektörü artık çok daha dinamik, rekabetçi ve regülasyon odaklı bir yapıya sahip. Türkiye’de de danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaşması, kalite, verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından zorunluluk haline gelmiştir. Danışmanlık kültürü zamanla gelişecek, ancak öncü olan kurumlar bu değişimin kazananı olacaktır.

Add comment